31.07.2016

Tutunamadım Ben...

Çocukluk işte… Ben de çok severdim kaymayı. Önce bunun gibi kırmızı renkli bir kaydırağa sevdalandım. Sonra hangi yıldı hatırlamıyorum İstanbul’da inanılmaz bir kar yağdı. O kış yan sokağımızdaki yokuşu keşfettim. Annem, incecik, çok eski yassı bir minderin çevresine birkaç naylon poşet geçirip elime vermişti. O kış her yerimi morartmıştım. Kaymak güzeldi... Büyüdükçe geçiyor ama. Kaymak istemiyorsun artık. Tutunmak istiyorsun. Sıkı sıkı bir yere tutunmak. Ortaokuldaydım. Gönlüm bir kıza kaydı. O kızla olmadık tabi. Benim gönül ona kaymış, onun gönlü  okulun basket takımındaki çocuklardan birine. Tesadüfen öğrendim ben de bunu. Bir duydum, baktım yer ayaklarımın altından kayıyor. İşte ilk o zaman tutunmak istedim bir yere. Tansiyonum mu düştü nedir, bayılmışım. Tutunamadım.  

Birkaç yıl sonrasıydı. Üniversiteyi kazandığımı öğrenmişiz, evde herkes çok mutlu tabi. Kutlama yapmak için abimin görevden gelmesini bekliyorduk. Askerdi abim. Biz o akşam onu beklerken başkaları geldi. Üzgünüz dediler. Yola mayın falan döşenmiş, başka askerler de varmış… Babam vatan sağ olsun dedi, annem demedi. O günden sonra hepimizin hayatı kaydı.  Abimden bana onca yılda çekildiğimiz tek bir fotoğraf kaldı. Siyah beyaz bir fotoğraf… Dünya zaten renkli fotoğraflar için uygun bir yer değil ki! Sanırım en çok ablam etkilendi. Annem içine içine konuşuyor, ağlıyordu. Ablamın ne yaptığını hiç bilemedik. Birkaç ay sonra, bir gün babamla balıktan dönüyoruz. Annem balıkları kızartmak için mısır unu istemişti. Bizim sokağın bakkalına girdik. Memet abi çok tatlı insandı. Ağır ağır mısır ununu poşete koydu, babamdan parayı ağır ağır aldı, babam bir durum olduğunu anladı bana baktı. Tam o sırada Memet abi babama “Sizin kız iyi mi Ali Bey? Kaçtır bakkala geliyor sanki biraz aklı… Yani bir doktora mı gösterseniz keşke, hani acınız daha taze…” dedi. Babam Memet abinin  sözünü kesti. “Bir insanın yörüngesi kaydıysa o insana doktor da bir şey yapamaz artık.” dedi.  Demek ablamın yörüngesi kaydığı için hiç konuşmuyor, hiç gülmüyor diye düşünmüştüm o zaman. Kaymanın her türlüsü kötü yani. Yörünge de olsa, eksen de olsa, gönül de olsa hepsi kötü. Tutunmak lazım. Kaymadan tutunmak. Ben çok geç anladım. Annem abimin daha senesi gelmeden felç oldu. Babam da kaç zamandır ruhen felç. Hangisi daha kötü bilmiyorum biliyor musunuz? Öyle işte…

Yani benden korkmayın hanımefendi. Kaç gündür parka geliyorum, kaydıraktan kayan çocuklara bakıyorum diye tedirginsiniz. Ben anladım sizi. O yüzden gelip anlatayım istedim. Kötü bir niyetim yok. Sadece… Ben sadece… Burada oturup annelerini bekliyorum. Uyarıyorum. Çocuklarını  tutsunlar diye. Ben çok kaydım. Kimse tutmadı beni. Tutunamadım ben.

31.07.2016