17.10.2015

15 Sene...


Dile kolay 15 sene... O günü dün gibi hatırlıyorum. Ama bugün hatırlamak 
istediğim daha başka şeyler, farkında olduklarım da daha başka...
 
Elbette özlüyorum. Mesela senin mavi gömleklerini giymeyi çok özlüyorum baba. Gardırobunda bulamadığın her mavi gömleğin sonrası, benim mavi gömleklerimde yine eksikler var sanki, derken o bıyık altı gülüşünü özlüyorum. "Kızım kendine gidip, bedenine uygun gömlek alsan ya" deyişini özlüyorum, dolabımı açıp "Aradığın bu gömlek mi baba?" derken muzipçe gülmeyi özlüyorum. Seviyordum üstüme gecelik gibi olan gömleklerini evde, hatta kotumun içine tıkıştıra tıkıştıra dışarıda giymeyi... O gömleklerin üstüne sinmiş kokunu içime çekmeyi...

Elbette özlüyorum. Ahh o hep mis gibi kokan sakalların... Tüm parfümlerine ortak olmayı özlüyorum. Pino ve Fahrenheit... Habire sıkınırdım, hep sıkınırdım. Her şeyine ortaktım işte. İlk parfümümü alıp, sen bunu kullan istersen derken ki gülüşünü hatırlıyorum. Parfümlerimi de hep sen alırdın. Ve sevebileceğimi düşünüp aldığın kokularda hiç yanılmadın.

Elbette özlüyorum. Pazar sabahları erkenden uyanıp, odama girip "Karabücük kahvaltı hazırlayacak mı? diye sormanı ya da sabahın kör vaktinde kalkın Tekirdağa köfte yemeye gidelim demeni özlüyorum. Bir köfte, bir çorba, bir kebap için taaa bir yerlere gidiyor olmayı sevmezdim. Çok sonra anladım, o uzun yollar bizimle geçirebildiğin en uzun zamanlardı, sen belki de deli gibi sevdiğin ailenle köfte bahanesiyle uzayıp giden yollarda birlikte olmayı severdin...

Sana dair anlatacak çok şey var. Bugün seni sadece bir baba özlemiyle değil, şu hayatta tanıma şansı elde ettiğim en mükemmel adamı erken kaybetmiş olma duygusuyla özlüyorum.
Senin kadar insan halinden anlayan, senin kadar dürüst, senin kadar insanları incitmekten korkan, karşısındaki adam küfür etse "aman sesinizi yükseltmeyin, insanlar rahatsız olmasın." Diyecek kadar sakin, senin kadar yüce gönüllü, senin kadar güzel seven, senin kadar salon adamı, senin kadar güzel dans eden, senin kadar sesi güzel, senin kadar sabırlı bir adam tanımadım ben.

Biliyorum, ben bu dünyaya senin kızın olma şansını elde ederek geldiğim için hayata 10-0 önde başladım. Bugün hala beni tanımayan, uzun yıllar sonra anımsamayan insanlara Mecit Bey'in kızı diye tanıştırıldığımda insanlar "Ah o ne güzel bir adamdı." , "Senin baban gibi güzel bir adam tanımadım." diyorlarsa ya da tanımadığım insanlar senin kızın olduğumu öğrendiğinde boynuma sarılıp hala göz yaşı döküyorsa bu hep senin güzelliğinden...

Özlüyorum elbette, kucakladığında tüm kaburgalarımı kıracak kadar sıkmanı, babaaaa acıyor yaaa, diye bağırmayı, o hep mis kokan sakallarını öpmeyi, futbol maçlarını izlerken oturduğun yerden kaleye hep gol atan hallerini, arka arkaya içtiğin 100 bardak çayı ve bardağını sürekli tazelemeyi, sana meyve soymayı, benim pişirdiğim yemekleri yedikten sonra hep güzel sözler söyleyişini ve sanırım en çok da  o güzel sesinle, yüzünden hiç eksilmeyen tebessümünle söylediğin " Akşam oldu hüzünlendim ben yine " şarkısını senden dinlemeyi özlüyorum.

Sen hayatta her şey için şükrederdin, Allah büyük yarın ola hayrola, derdin.
Ben de hep ve en çok senin gibi bir babanın kızı olduğum için şükrediyorum baba

Sensiz, ama hep seninle... Sana layık bir evlat olma gayretiyle...


Sevgiyle...
Özlemle...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder